2 Şubat 2018 Cuma

Limonluk | Savaş Çağman

Bu kadar masalsa her şey o zaman sadece masalla anlatabilirim ki öyle yapacağım. Yorgunluğumu anlattığımda, veya küskünlüğümü, bana “Neden o kadar şaşkınsın ki?” dedi. Şaşkındım, arkada artık bir yıkıntıya dönmüş Limonluk, öylece duruyordu. Camları bir bir kırılmıştı. Bana tam da orayı işaret ederek “aslında büyük bir iddiadır limonluk kurmak, olmayacak toprakta, imkânsız iklimde yetiştirmeye çalışırsın, inat edersen tutturursun da,” dedi yorgunca, öksürüğü gülme gibiydi ya da gülmesi öksürük. Sonra ben de limonluğa baktım, itirazı olanlar camları kırdıkça, bu iklim fantezisi de son bulmuştu. Virandı Limonluk. “Şimdi neden şaşırıyoruz olanlara? Her şey iklimine geri döndü, kıraçlığında son buldu. Eskiden de kıraçtı, siz Limonluk gerçek mi sandınız? O sadece bir fanteziydi. O zaman kıraça bakın, sert iklime bakın, gerçeği görün, Limonluk hiç var olmadı, sadece bir süreliğine baharı oraya hapsetti, siz de bunu sonsuza dek sürecek sandınız,” dedi, elindeki çakılla bir vitrayı ıska geçerken…

1 Şubat 2018 Perşembe

Ben Bir UFO Gördüm | Savaş Çağman

Üzerine yazmak konusunda hep imtina ettiğim bir konu olmasına rağmen, ortalıkta Ufoloji uzmanlarının gezinmeye başlaması, Spritüel Çalışma içinde kişiler arasında bir virüs gibi bu konunun yayılması, benim de konuya dahil olmama neden oldu. Tabidir ki bu konunun inanlıları olabilir, başka yaşam formları da olabilir ki muhakkak bu evrende yalnız değiliz. Ama bu konunun Spritüel Çalışma alanına verdiği zarar hakkında muhakkak birkaç kelam edilmeli, çünkü yeni söylem Ufoloji alanından şöyle gelmekte “ruhsal eğitim için kaçırılıyorlar”. Nasıl yani uzaylılar kaçırdıklarına mesela zorla Yoga mı yaptırıyor?
Öncelikle Ufoloji tezi, dışsal kaynaklıdır, yani uzaydan gelen üstün bir akıl, daha az gelişmiş akla ihsan eder, insan da bu varlıklara Tanrı, Melek falan der, öyle zanneder ama bunlar uzaylıdır... Yani insana gelişim ihsan edilir, sanki insanın bu konularda kendi kendine bir şey yapması mümkün olmadığı ima edilir. Bu teori insan var oluşunu tümden devreden çıkarır. Oysa manevi çalışma, içe dönme, içteki evreni bulma çalışmalarıdır ve Ufoloji denilen teori ile çatışma içindedir.
Ufoloji Teorisine inananlara hep sormak istemişimdir; “e peki ziyaret ediyorlar e? n’olmuş?”. Yahu gelsin ya da gitsinler bu sana, senin hakkında ne söyleyebilir? Bu konu seni nereye götürebilir? Sen bu konudan ne yarar sağlar, ne elde edebilirsin? Spritüel Çalışma sana hayat kalitesi konusunda birçok şey vaat ederken, Ufoloji’nin sana vaat edebileceği yegâne şey olan paranoyak kuşku dışında, hayatında ne sağlayabilir? Ben bir UFO gördüm? E? Sonuç?
Yıllar önce saflığı, gönül temizliği ile tanıdığımız bir kız arkadaşın davetli olduğu bir yemek düzenlenmişti. Ev en üst kat Cihangir manzarası ile Eski İstanbul’u kuşbakışı seyreden muhteşem bir balkona sahipti. Harıl harıl akşam yemeğini hazırlıyorduk, Ramazan’dı anımsadığım. Kız arkadaş çığlık çığlığa “UFO! UFO!” diye bağırıp gökyüzünü gösterince, balkona sökün ettik. Muzipliği ile tanıdığım diğer dostum, heyecan içindeki kıza dönüp sakince “Canım UFO’nun üstünde ne yazıyor okur musun?” dedi. Kız da heceleyerek “Hoş geldin Ramazan!” diye okudu, kahkahayı koyuverdik. Belediyenin Ramazan Balonuna benzeyen bu konu umarım Spritüel Çalışma içinde olan tüm arkadaşlarımın gündeminden silinir gider, tek dileğim budur.

Ey Yüce Facebook | Savaş Çağman

Dile kolay 49 günlük Facebook diyetimin sonucu sadece karın ağrısı oldu. Internet ülkemize ilk geldiğinde bunun sonsuz bir özgürlük olduğuna hepimiz kanaat getirmiştik. Artık sonsuz özgürlük diye bir şey yok dostlar. 49 gün önce Facebook kapama kararı aldım, neyimeyse artık! Kapamamın ilk haftası, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan bir yabancı dostum, iyi misin endişe ediyorum şeklinde bir mesaj attı. Malum şu siyasi durumlar, savaş vs. Bunun üzerine sadece 10 kişiyi eklediğim (ki hepsi yabancı ülkede ve arada haber alırım niyetiyle) yeni bir hesap açtım. Ama Facebook takma isim kabul etmedi, ben de Latin alfabesiyle olmayan bir isim seçtim. İki üç günde bir eğer oraya bir şey gelirse diye bakıyordum. Sonra kendi fotoğraflarımı koymadığım ve kimseyi eklemediğim için Facebook bir gece içinde bu hesabı kapadı. O zaman anladım ki sistem artık görünmez olmanızı asla onaylamıyor. Evet, izleniyoruz, zaten illegal neyimiz var ki izlensek ne olur? Canımız sıkılır sadece, onla kalırız. Yılgınlığın ve küskünlüğün bir refleks olduğu ülkemde ben de aynı yılgınlıkla köşeme çekilmek istiyorum, ama ne yaparsak yapalım sistem bizi kendine dahil ediyor. Ne yaparsam yapıyım mesleki gereklilikler, zorunluluklar yüzünden geri dönmek, eski hesabımı açmak zorundayım, her gün o feryat figan paylaşımları, o gıybet forever tadında amaçsızlığa katlanmam gerekecek, ne yapalım başa gelen çekilir.
Bu blogda yazmak konusunda çok hevesim kırılmış olsa da, bana bu son bir ayda birçok kişi yazılarımın önemini bana anımsattı. Sorumluluğumdan kaçmadan, naçizane izninizle birkaç kelam daha etmeye devam etmeliyim diye düşünüyorum… Dediğim gibi yılgınlığın ve küskünlüğün bir refleks olduğu ülkemde, her şeyin farkında olup mızıkçılık etmeden oyuna katılmaya geliyorum… 

27 Ekim 2017 Cuma

Şaman Tarotunda Ay Kartı | Savaş Çağman

2017’de tasarımını bitirdiğim Şaman Tarotu destesinde, Arcana Majoris kartlarına Kamlar adını verdim. Onlardan biri de XVIII numaralı, Su Elementi kartı olan Ay Olcay’ı (kartı) idi. Geleneksel anlamı ile Ay Kartı, önsezileri, imgelemeleri, hayal dünyasını, korku ve bilinçaltını anlatır. Bu öncelikle insanın ilk düşmanı İblis’e duyulan korkudur. Bunu Olcayın en ortasında sağa yerleştirdiğim Yek karakteri ile simgeledim. Yek, Sayan-Altay, Teleüt ve Kırgız halklarının kötücül özelliğin kişileştiği bir ruhtur.
Ay Olcay’ının en ortasında toprak altında su, su altında su simgesini kullandım; yani derinleştikçe derinleşen bilinç ve onun kıvrımları içinde o bize ait gulyabaniler, iblisler, korkular… Rüyalarımız ve kâbuslarımız hepsi ama hepsi bizim bilinçaltımızın ürünüdür. Ay Olcay’ı (kartı) romantik hayalleri, ruhun uçurumlu boşluklarını, suyun altı suyu, nehir altı nehri, dişil Şamanlık gücünü anlatır. Bu işaretler gündüz hiç endişe etmeden geçilen ıssız ormandan gece vakti geçerken kapıldığımız korkuyu anlatır, ama unutmayın ki o karanlık korkunun doğasını da öğretendir.
Bu Olcay bir bakıma; Korku, Bilinçaltı, Belirsizlik, Bilinmezlik, Huzursuzluk, Karamsarlık, Gecenin karanlığı, Korkularla yüzleşmek, Zorlu bir dönemden geçiş, Kendini güvensiz hissetmek, Henüz netlik kazanmamış bir durumun varlığını simgeler.
Ay Olcay’ının sol üst köşede Venüs (Çolpan) simgesi, sol alt yanında Hun-Bolgar Astrolojisinin Balık Burcu (Çabak Ükeği) simgesi bulunur. Diğer köşelerde Mars (Kürüt) ve Venüs (Çolpan) simgeleri tekrarlanır. Bu olcay bu göksel ışıkların temsil ettiği her değeri temsil eder; mücadele, aşk, güzellik ve çirkinlik, Şamanlık özellikleri. Ve hepsini kapsayana anlamı ile Ay tamgasını da bu Olcay’da kullandım; nehir altında nehir aktığını bilerek.