27 Ekim 2017 Cuma

Şaman Tarotunda Ay Kartı | Savaş Çağman

2017’de tasarımını bitirdiğim Şaman Tarotu destesinde, Arcana Majoris kartlarına Kamlar adını verdim. Onlardan biri de XVIII numaralı, Su Elementi kartı olan Ay Olcay’ı (kartı) idi. Geleneksel anlamı ile Ay Kartı, önsezileri, imgelemeleri, hayal dünyasını, korku ve bilinçaltını anlatır. Bu öncelikle insanın ilk düşmanı İblis’e duyulan korkudur. Bunu Olcayın en ortasında sağa yerleştirdiğim Yek karakteri ile simgeledim. Yek, Sayan-Altay, Teleüt ve Kırgız halklarının kötücül özelliğin kişileştiği bir ruhtur.
Ay Olcay’ının en ortasında toprak altında su, su altında su simgesini kullandım; yani derinleştikçe derinleşen bilinç ve onun kıvrımları içinde o bize ait gulyabaniler, iblisler, korkular… Rüyalarımız ve kâbuslarımız hepsi ama hepsi bizim bilinçaltımızın ürünüdür. Ay Olcay’ı (kartı) romantik hayalleri, ruhun uçurumlu boşluklarını, suyun altı suyu, nehir altı nehri, dişil Şamanlık gücünü anlatır. Bu işaretler gündüz hiç endişe etmeden geçilen ıssız ormandan gece vakti geçerken kapıldığımız korkuyu anlatır, ama unutmayın ki o karanlık korkunun doğasını da öğretendir.
Bu Olcay bir bakıma; Korku, Bilinçaltı, Belirsizlik, Bilinmezlik, Huzursuzluk, Karamsarlık, Gecenin karanlığı, Korkularla yüzleşmek, Zorlu bir dönemden geçiş, Kendini güvensiz hissetmek, Henüz netlik kazanmamış bir durumun varlığını simgeler.
Ay Olcay’ının sol üst köşede Venüs (Çolpan) simgesi, sol alt yanında Hun-Bolgar Astrolojisinin Balık Burcu (Çabak Ükeği) simgesi bulunur. Diğer köşelerde Mars (Kürüt) ve Venüs (Çolpan) simgeleri tekrarlanır. Bu olcay bu göksel ışıkların temsil ettiği her değeri temsil eder; mücadele, aşk, güzellik ve çirkinlik, Şamanlık özellikleri. Ve hepsini kapsayana anlamı ile Ay tamgasını da bu Olcay’da kullandım; nehir altında nehir aktığını bilerek.


24 Ekim 2017 Salı

Tüm Dünyanın Kendine Servis Verdiğini Zannetmek | Savaş Çağman

Belki de bin kere yazdım ve yazmaya da devam edeceğimi düşünüyorum, ki iki münferit olay oldu… Bilindiği üzere yıllarımı Astroloji başta olmak üzere Spiritüalizm hakkındaki konulara adadım. Birçok danışanım oldu, sanırım da olmaya devam edecek. Mesleğin gereği midir, kadınların dişil enerjiden dolayı daha bu konulara açık olduğundan dolayı mıdır, yoksa ülkemde kadınların daha çok sorun yaşamasından mı kaynaklıdır bilmem bu danışanların %90'ı kadındır. Her yazımda ve dünya görüşümden dolayı hep Dişi enerjinin yapıcı gücüne inandım. Ama olay Erkek ve Kadın değil, bu kapitalist tüketici sistem her şeyin anlamını çarpıtıyor, içini boşaltıyor ve en kaba şekle getiriyor.
Bu son iki ayda bunları yaşadım durdum. Az önce de yazdığım astrolojik yorum sitesinde aynı şey oldu. Ben bu sendroma Tüm Dünyanın Kendine Servis Verdiğini Zannetmek diyorum, çoğu zaman gülerek. Hele ki bu kadınlar arasında o kadar yaygın ki. Sistem olma bürün diyor insanlara. Onlar gerçekten nazik ve iyi olmak yerine, sadece bir kimliğe bürünüyorlar; bir marka giyerek, saçı başı yaptırarak, toplumda bir statü edinerek… Sonra da evrene açık büfe muamelesi yapmaya başlıyorlar.
Verdiği hizmet için herkes saygıyı hak eder. Anında, çok hızlı, emeksiz, ucuz ama en kaliteliyi talep edip karşılığında en kaba, en görmemiş olmak? Sizce adil midir? Derslerimiz hayli ilerlemiş bir öğrencimi anımsıyorum (genelde bunları hiç paylaşmam ama yeri geldi). Kendisinin büyük bir odak sorunu ve öz inançsızlığı vardı. Ona sadece ezoterik bilgi aktarmıyor, bir yandan da öz değer bilgisini yükseltmeye gayret ediyordum. Çok ilginç derslerden kaçmaya başladı ve haftalık programımı aksatmaya, günlük düzenime keyfiyen zarar vermeye başladı. Ders gününü nerdeyse iki saat önce iptal ediyor, tüm diğer randevuları da alt üst ediyordu. Ona biraz da sitemle, bunun böyle yapmayacağına söz verdiğini anımsattığımda da, bana ödediği ders ücretine atıfta bulunarak sanki tüm bu çaba onun özgüven yapılanması ve öğretiyi kavraması çabası değilmiş gibi benim maddi çıkar sağladığımı kastetti. Burada çok varlıklı olmasına rağmen ödediği ücret için benimle limoncu gibi pazarlık ettiğini yazmıyorum bile. Ki maddiyat hep ikinci sıradadır, bilen dostlar bilir, bahsetmeye bile gerek yok. Bu büyük çirkinliği yaşattığında “ama biz arkadaşız” demesine rağmen hayatımdan sildim, böyle çirkinliklerle yaşamayı sevmediğim için…
Dediğim gibi mayıs ayından beri birkaç münferit olay yaşandı buna benzer. Az önce sabahın bu güzel saatinde, bu yağmurlu havaya bakıp sabah meditasyonu sonrası, bilgisayarımı açıp böyle tüketici şikâyet postası gibi bir yorumla karşılaşmak, bencilliğini ve kabalığını hatırlattığınız kişinin (ki en nazik dille) size sabah sabah saldırması… İyi de danışılan benim, siz size yardım etmeye çalışanı ısırıyorsanız neye dönüşüyorsunuz farkında mısınız? Beni adab-ı muaşeret hocasına dönüşdürmenizden hiç hoşlanmıyorum, ama ne yapsam da karşılaştığım budur… 

Hun-Bolgar Astrolojisinin Venüs’ü Çolpan Hakkında | Savaş Çağman

Çolpan, Venüs Gezegeninin en eski adıdır Türklerde. Hun-Bolgar Astrolojik sisteminde aynı Vedik Astroloji ve Hermetik Astroloji’de olduğu gibi, Eski Türklerde de aşkın ışığı olarak kabul edilmiştir. Gezegenin işareti kulp takılmış haç olarak günümüzde de Kadın Hareketinin simgesi olarak kullanılagelmiştir. Erkek (r) yukarı doğru üçgen olarak, Dişi (s) ise aşağı doğru üçgen olarak gösterilir ve eril dişil bedenlerin veya başka bir değişle ateş bedeni ile su bedeninin birleştiği kalp gölgesinin simgesi olarak Davut Yıldızı (Y) şeklinde Hermetik düşüncede karşımıza çıkmaktadır. Yani eril ile dişil birleşmesi aşkın simgesi olarak gözükür. Ama yukarı, aşağı birleşmesinde bir eşitlik söz konusu olsa da erillik bu şekilde daha dominanttır. Hun-Bolgar Astrolojik sisteminde ise aşkın gezegeni Çolpan’ın simgesinde Erkek (r) ve Dişi (s) simgelerinin birleştiği gözükür. Ama Dişi simge (s) yukarda, Erkek simge (r) aşağıda yer alır, adeta eril simge dişili baş tacı etmiştir. Kamlık inancında dişi ilkeye saygıyı burada da görürüz. Çünkü eşitlik olsa da dişi öğe önceliklidir ve yaratıcıdır. (Aşağıdaki çizim Savaş Çağman'ın tasarladığı Şaman Tarotu destesinde on sekizinci Majör Arkana kartı Ay'dır. Yazıda bahsedilen Venüs-Çolpan simgesi, iç karede sağ altta yer alan kum saati benzeri simgedir)


21 Ekim 2017 Cumartesi

Astroloji’de Doğum Tarihi Neden Önemli? | Savaş Çağman

Astrolojik Tahmin yapabilmek için, Astrologların Horoskop denilen doğum haritasının çıkartılması gerekir. Astrolojik Harita kişinin doğum anının resmi gibidir, o anki yıldız konumları o kişi ile ilgili her türden bilgiyi bize verir, o yüzden Doğum Tarihi çok ama çok önem arz etmektedir. Bu hesaplamada en önemli verilerden ilki eksiksiz Doğum Tarihidir. Yani gün, ay, yıl… Bu sayede kişinin Güneş ve diğer Yıldız konumları (gezegenlere Astroloji’de yıldız ve ya ışık diyoruz) belirlenir. Sanıldığı üzere Güneş dâhil hiçbir yıldız hep aynı konumda olmaz, o yüzden Astroloğun tahmin yapabilmesi için öncelikle gün, ay ve yıldan oluşan tarih verisine ihtiyacı vardır.